Hayat Amacı ve Dharma 2 ( DEVAM )
- 5 May 2016
- 7 dakikada okunur
Geçen yazımda “Hayat Amacı” ve “Dharma” konusuna bir giriş yapmış, bu kavramlar ile ilgili bazı temel bilgilere değinmiştim. Bugün ise, bu konunun detaylarına inip, “Hayat Amacı” ve bu “İlahi Plan” ile ilgili derin bir anlayışa nasıl sahip olabileceğimize göz atacağız. İlk olarak, yolu tekrar bulabilmemiz için, önce yolu nasıl kaybettiğimiz konusuna değinmemiz gerekiyor.
Aslında hiçkimse tam anlamıyla kaybolmaz, sadece körlük hali yaşar. Çeşitli şartlar bir araya geldiğinden dolayı ayırt etme ve gerçeği görme yetilerini kaybederler. Bu da, kişilere bilinçli tercih yapma becerilerini kaybettirir ve bu yüzden kaybolmuşluk illüzyonu yaşarlar.
Tanrı’nın, Varoluş'ta nüfuz etmediği hiçbir alan yoktur. Siz Tanrı’nın olduğu bir yerde kaybolmuş olduğunuzu iddia edebilir misiniz? Hayır. Fakat onu göremediğinizi söyleyebilirsiniz. İşte bu körlük hali, bireyin gerçek olanı değil, onun önündeki illüzyon perdesini görüyor olmasından kaynaklanır. Bu illüzyon perdesi çok karanlık gözükebilir. Sizi mutsuz eden, amaçsız gibi gözüken, size kendinizi çaresiz hissettiren çeşitli öğeler barındırabilir. Bu tamamen ruhun, şimdiki ya da önceki hayatında yapmış olduğu tercihlerin sonucudur.
Bu kullandığım ifadeye insanlık da dahildir. İnsan Varlığının bir parçası olan birey, türünün kollektif olarak binlerce senedir yapmış olduğu eylemlerden özgür değildir. Genetik kodlarında, enerji alanında tüm bu geçmişin izlerini taşır. Bu sebepten hiçkimse, toplumun bugünkü haline bakıp bunu hak etmediğini düşünmemelidir. Hepimiz hem bireysel olarak, hem de kollektif olarak yapmış olduklarımızın sonuçlarını yaşıyoruz. Fakat her an, yeni bir seçim yapma şansımız var. Bunun farkında olmamız gerekiyor.
Topluma, insan varlığımıza ve geçmişimize farkındalık ile bakarsak, bizi travmatize eden türlü olayı ve dinamiği görebiliriz. Yaşadığımız negatif duyguların neticesinde, yavaş yavaş kendimizi kapadığımızı; küskünlüklerimiz, hayal kırıklıklarımız, değersizlik ve yetersizlik duygularımız ile nasıl içsel gücümüzü yitirip, bir korku alanına kendimizi hapsettiğimizi farkedebiliriz.Farkettiyseniz, daha şimdiden Ruhsal Varlığımızın önüne geçen kaç perdeden bahsetmiş olduk.
İşte körlük böyle başlar. Ve kişi, acıya odaklanmış, korku alanından çıkamazken ışığı seçemez olur. Bu körlük halinde birey, gerçeği ile uyumsuz arzular ve hedefler geliştirir. Bir fırsat kapısı kapanıp diğeri açılır, bir çağrının ardından bir diğer çağrı gelir fakat, kişi artık korku doludur. Bu yüzden bilinçlenmek, bilgi sahibi olmak çok önemlidir. Gerçek bilgi karanlığın içine nüfuz eder. Size görme ve seçme şansı verir. Bilinçli olarak bu tercih hakkına sahip olduğunu farketmek herşeyin anahtarıdır.
Hayat Amacımızı içine kodlamış olan Hayat Yolumuz, bizim zihnimizle algılayabileceğimiz bir yapı değildir. Fakat onun nasıl bir dokuya sahip olduğunu, sezgisel olarak hissedebilir ve farkındalıkla bu deneyimin içinden geçtikçe, onu okumaya ve bu yapıyı anlamaya başlayabiliriz.
Hayat Planımız Tanrısal plandır. Öncelikle bunu derinden idrak etmemiz gerekiyor.Tanrısal plan ise, insan zihninin direkt algısına kapalıdır.
Bu planı insan bedenindeyken görebilen nadir varlık vardır ki, onlar zaten bizim insan algımızın ötesindeki bir deneyime geçmişlerdir. Gerçek Guru'lar, Yogiler, Azizler gibi yüksek bilince ulaşmış varlıklar bu deneyime açık hale gelmişlerdir. Bunun sebebi Tanrısal Bilinçle bir araya gelmelerinden kaynaklanır. Öz Varlık ile bütünleşmişlerdir. Zamanın ve mekanın ötesindedirler ve Tanrısal bakışa sahiptirler. Hayat planındaki, tüm potansiyel olasılık dalgaları onların algısına açıktır.
Potansiyel olasılık dalgası ifadesi burada önemlidir.
Hepimiz bir filmin nasıl çekildiğini az çok biliriz. Bir film rulosu vardır ve saniyede birçok kareyi (kimi zaman yüzlerce ) pozlayabilen bir kamera aracılığı ile bu film rulosu pozlanır. Elimizde pozlanan, yani artık imajlar ile dolu olan bir film rulosu vardır. Aslında hareketsiz olan bu çok sayıda kareyi biz projeksiyon yardımı ile belirli bir hızda izlediğimiz için, bir hareket algısı alırız ve bu çekilen kareleri lineer bir şekilde belirli bir süre zarfında seyrederiz.
İşte potansiyel olasılık dalgalarının tümüne girebilmek demek; çekilen bu film rulosunun tüm karelerini aynı anda görebilmenin yanı sıra, filme konmayan tüm kareleri de görebilmektir. Ve (hazır olun!) film için çekilmesi düşünülen, fakat çekilmeyen tüm kareleri de görebilmektir.
Nasıl bir görme şeklinden ve nasıl bir realiteden bahsettiğimi az çok anlayabiliyorsunuzdur. Bu yüzden tekrar ifade etmek isterim ki bu plan insan zihninin anlayışına kapalıdır.
Fakat ilahi planda yürümek için bunların hiçbirine ihtiyaç yoktur. İlahi akış içerisinde olabilmeniz ve Hayat Planınızda ilerleyebilmeniz için gerekli olan bazı nitelikler, farkındalıklar vardır. Eğer bunları bedenleyebilirseniz ilahi yolunuzda öngöremeyeceğiniz kadar müthiş deneyimler ile bu yolda yürüyebilirsiniz.
Bunlardan ilki, geçen yazımda paylaşmış olduğum Dharma kavramıdır.
Dharma, tüm yaradılışı bir arada tutan, ebedi, insanların varoluş ile uyumlu olarak yaşayabilmesi için takip etmesi gereken yüksek nitelikli değerler bütünü; İnsanın duygu, düşünce ve davranışlarının tümünü kapsayan, doğruluk yolu, asli görevidir demiştik.
Burada ifade edilen tam olarak nedir? Öncelikle Dharma'nın tüm yaradılışı bir arada tuttuğundan bahsediyoruz .Yaradılışın her bir zerresi Tanrıdır. Tanrıyı bir arada tutan, Tanrı'dan ayrı bir öğe olabilir mi? Olamaz. Çünkü Dharma O'dur. Onun nitelikleri, prensipleridir. Dharma, O'nunla uyum içinde yaşamak, O olmaktır. Bu yüzdende ebedidir. Her zaman her yerde var olandır. Dharma ile uyum içinde yaşamak tüm ızdrabın sonudur. Dharma bizim içimizdedir ve ego benliği çözüldüğü zaman özümüzde var olan şeydir. Bu yüzden Dharma, kazanılması gereken dışsal bir olgu değil, hatırlanması ve tekrar keşfedilmesi gereken içsel bir değerdir. Dharma sözcüğünün anlamını bilmeden, Dharma ile mükemmel uyumda yaşayan sayısız kişi vardır. Çünkü kendi öz benlikleri ile temas halindedirler.
Dharma örneğinde olduğu gibi, Hayat amacınızda yürümek için de, delice çabalamanız gereken şeyler yoktur. Sizin bırakmanız,sıyrılmanız gereken şeyler vardır. Hayat amacınız sizin ilahi tasarımınızdır. Tüm hayat akışı, siz özünüzle uyumlu olduğunuz taktirde zaten bu yönde akmaya programlanmıştır. Bu akışta sayısız zorluk yaratan ve sizi körlüğe kadar götüren ise limitli anlayışınız ve bakış açılarınızdır. Sizin sormanız gereken şey; “ben gerçekten ne ile hizadayım ve hayatta neyin ifadesi oluyorum” sorularıdır. İşte bunların ayrımına varmak en önemli konudur.
Kişi hangi şartlarda olursa olsun bulunduğu An'ı ve mevkiyi kabul etmelidir. Sizi belirli bir noktaya getiren eylemlerinizdir. Siz, olmakta olan An'ı reddederseniz, sizi o An'a getiren yolu ve eylemlerinizi de reddetmiş olursunuz. Bu bilinçsizliktir ve bu farkındalık halinde siz gerçeği göremezsiniz. Yargılamaya ve öfke duymaya başlarsınız. An'a direnç gösterir, bu sebepten de önünüzdeki yeni seçim an'larını değerlendiremez, hatta farkedemezsiniz.
Eğer dışarıda olan olaylar sizin için mutluluk verici değilse, deneyiminizde sürekli acı duymaya başladıysanız, Adharma (Dharma'nın mevcut olmaması ) gerçekliğinizi ele geçirmişse, bunun farkına varmanız gerekmektedir. Kendi içinize dönün ve birşeyleri yanlış yapıyor olduğunuzu fark edin. Kendiniz ve olaylar üzerine derin düşünceye dalın. Bakın dürüstçe neyi hangi duygu ve motivasyon ile yapıyorsunuz? Olayların arkasındaki matematiğe bakın. Bir dedektif gibi takip edin neyin, niçin gerçekleştiğini. Bunun için kendi duygu ve düşüncelerinizin farkında olmanız gerekir. Önce kendinize karşı şeffaf olun. Ancak ondan sonra başkalarına karşı şeffaf olabilir ve ancak onun ardından başkalarından şeffaflık bekleyebilirsiniz.
Olayların nasıl meydana geleceğini, hangi kapının arkasında hangi odanın olduğunu, hangi sapağın nereye varacağını öngörmeyi bırakın. Tanrının, İlahi olanın planına asla akıl sır erdiremezsiniz.
Peki zihninizin algılayamadığı ve öngöremediği bir yolda nasl yürüyeceksiniz?
İnanç ve teslimiyet ile … Tarih boyunca sayısız üstad , aziz ve yogi, İnanç ve Teslimiyet konusundan boşuna bahsetmemiştir. Hangi yolun nereye varacağını , hangi kapının hangi odaya açılacağını düşünmek sizin göreviniz değildir Fakat insan varlığı bilmek, anlamak ister. Neden? Çünkü korku dolu. Çünkü zihni tarafından yönetiliyor. Çünkü bilinmeyenden o kadar korkuyor ki, oraya adım atmamayı tercih edebiliyor.
İnanç ve Teslimiyet bu yüzden çok önemlidir.
Diyelim ki siz, Adharma neticesinde bir süredir ilahi planınızın dışarısında yürüyorsunuz. Yada körlük halinde nereye gittiğinizi göremez haldesiniz. Yani önceki yazımda bahsetmiş olduğum harita örneğindeki belli coğrafyalara geldiniz ve nerede olduğunuzu tanımlayamıyorsunuz. Haritanızı okuyamaz halde, çaresizsiniz.
Eğer Zihin yanlış yolda olduğunu düşünürse ilk yapacağı şey tanıdığı, bildiği bir referans noktasına geri dönmektir. Çünkü matematik bunu gerektirir değil mi? Bir süredir yanlış gittim, şurada doğru idim. O zaman oraya dönmeli, oradan başka yolu takip etmeliyim. Mantık basit.
Gerçeğin ise bununla uzaktan yakından alakası yoktur. Bu yüzden ifade ettim Hayat planı yaşayan bir alandır diye. Bir ağacın dalları gibi kendi içerisinde çatallara ve çatallara ayrılır ve sayısız yeni yol yapar. Fakat en ücra dalların içerisinden bile ağacın yaşam enerjisi akar. İşte o her bir zerreye nüfus eden Tanrının varlığıdır ve bunu zihninizle asla kavrayamazsınız. O akıl almaz Varlığın nasıl tek bir dokunuş ile sizi o bölgeden alıp Hayat Planınızın içerisine tekrar koyabileceğini anlayamazsınız . Bu Onun yaratımıdır ve onun içerisinde istediği gibi oynar. Yani o coğrafyanın içerisinde, o çorak gözüken susuz topraklarda, sizi bereketli yolunuza geri döndürecek sayısız geçit ve sayısız tünel vardır. İnanç ve Teslimiyet, Kararlılık ve Cesaret ile rahatlıkla bu yolları farkeder ve İlahi planınıza dönersiniz.
Burada değinmemiz gereken bir detay daha vardır. Hayatta bazı durumlar vardır; olduğunuz yere, yaptığınız işe, birlikte olduğunuz kişilere pek anlam veremezsiniz. İşte burada sezgilerinizi dinlemeniz ve kalbinizin sesini duymanız çok önemlidir. Bu anlamsız gibi gözüken şartlar, çok ilahi bir amaca hizmet ediyor olabilir. Tanrının sizi orada tutmasının bir sebebi vardır ve siz bunu farkedemiyor olabilirsiniz. İşte burada enerjinin nasıl aktığına dikkat etmeniz gerekiyordur.
Peki bunu nasıl farkedeceğiz?
Sizin Hayat Planınız dışında olan birsey akmaz.
Akmaz derken ne demek istiyoruz?
Hayat akışınız çeşitli tıkanmalar yaşar. Kapıların kapandığını , sizin o kapıları zorladığınızı farkedersiniz. Olayların içindeki deneyiminiz acı vermeye, sizi mutsuz etmeye başlar. Bunlar hep akışın olmadığı bir realite içerisinde olduğunuzu gösterir. Burada kendimizle uyumlu bir hale gelip değişim kapılarını farketmemiz gerekir. O kapılar tam da bulunduğunuz yerde açılacaktır. Başka yerlere göç etmenize ve kendinizi kaybetmiş bir şekilde çabalamanıza gerek yoktur. Tek ihtiyacınız olan özünüzle uyumlu hale gelmek, bahsettiğimiz nitelikleri aktive etmektir.
Fakat bazı durumlar vardır ki size ne kadar manasız gözükse ve ben burada ne yapıyorum diye soruyor olsanız da, orada herşeyin rahatlıkla hareket ettiği, kapıların dirençsizce açıldığı, kendi kendine oluyormuş gibi gözüken bir akış vardır. İşte bu gibi durumlar birçok zaman sizi başka bir realiteye geçirecek olan tüneller yada sizi üst plana taşıyacak olan basamaklardır. Sizi Yol'a geri alıyor yada size, İlahi yolunuzda edinmeniz gereken bir niteliği bir gücü kazandırıyordur. Bu ayrımın farkında olmanız gerekir.
O alanı es geçerseniz, ileride karşılaşacağınız potansiyellere hazır olmayabilirsiniz. Bazen tırmanmak istemediğiniz bir tepecik sizi bir dağa, içinde yüzdüğünüz bir dere sizi nehire hazırlıyordur. Bir körfezin yüzerek karşı kıyısına geçmek bize zor gelebilir,fakat bu eforun, bizi ardından karşımıza cıkacak olan okyanusa hazırlıyor olduğunu göremeyiz. Ben bu körfezi yüzmek istemiyorum, etrafından yürüyeceğim derseniz; bu sizi hem ileride bekleyen okyanusu geçmek için gereken niteliklerden yoksun bırakır, hem de çok vakit kaybedersiniz. Kabullenme bu sebepten çok önemlidir. Ama önce neyi kabul ettiğinizi fark etmeli, bunun içinde enerjiyi, Alan'ı okumayı öğrenmelisiniz
İşte tüm bu bilgilerin ışığında şunu hep hatırlamamızda fayda vardır:
Hayat Planınız olağanüstü bir orkestrasyondur. Orkestra şefi de bellidir, önünüzde çalmanız gereken notalar da. Fakat elinize enstrümanınızı alıp çalmanız gerekmektedir...
Yorumlar